“Bayram” adına her taraf kan gölüne döndü

 

Ellerine bıçakları alanlar hayvanlara acımasız bir şekilde “allah” diye bağırarak saldırıyorlar: kellelerin havada uçtuğu, boyunların kesildiği, istanbul boğazının bile kırmızı aktığı bu vahşet senaryosuna bayram demek barbarlıktır, vahşettir!

Vahşettir, çünkü halka açık alanda, kandırılmış, beyinleri yıkanmış cahil halkın yaptığı kanlı senaryo, bayram değil, hayvansal duygularını tatmin için yaptıkları bir şiddet uygulama eylemidir, işte bu en büyük vahşettir. Müslümanların bu bayramı, milyonlarca hayvanın çoluk çocuğun gözü önünde, barbar kişilerce, ortalığı kan gölüne döndürerek, hem kendilerine hemde hayvanlara eziyet ederek yapıtıkları piskolojik savaş tatbikatından başka bir şey değildir.

 

2 günün bilançosu: 3500’ün üzerinde yaralı

Türkiye, her Kurban Bayramı’nda olduğu gibi bu yıl da galeyana getirilmiş kendilerini en iyi Müslüman kabul ettirme hesabında ki hipokrit kasap kitlenin hastanelere akın edişine sahne oldu. Bayramın ilk günü, ülke genelinde kendisini yaralayarak hastaneye koşan insan sayısı sürekli artıyor. Kocaeli’nde bir vatandaşın parmağı koptu. Adapazarı’nda bir kurban fosseptik çukuruna düşerken, Rize’de ise sahibinden kaçan boğa dört saatlik kovalamacanın sonunda denize atladı…   “

 

Bayram ve doğayı tekbir ruhuyla imha etmek! 

Kanı, öldürmeyi kutsayan bir bayram, bayram olamaz!

“Kurban” ve “Bayram” kavramlarının birlikteliği ilkel kabile dönemlerinden kalan bir mirastır. Kurban Bayramı diye koyun resmi gösterip, üzerine “kurban ibadettir” yazmak, bunu devlet desteğinde olağanüsütü derecede abartarak, uzun tatil adı altında, çığ gibi büyüyen şizofren ‘kutlayıcı’ kitlenin daha çok hayvanın canına kıymalarını sağlamak, eko sistemin dinamitlenmesi demektir. 1920- 1930larda Türkiye nüfusu 10 milyonlardaydı, 1927’de yapılan bir sayıma göre Türkiye’nin nüfusu 13.648.000 olarak saptanmıştı. O dönemde kesilen hayvan sayısı da onbinleri geçmiyordu, şimdilerde din iman adına kimlik bunalımına sürüklenen 75 milyon insanın ‘bayram kutlama’ adı altında bir günde kestiği hayvan sayısı ise milyonları geçiyor.

 

Ramazan ve Kurban bayramlarına tekbirli savaş naraları ile giren beyni yıkanmış milyonlarca insan neden bu kadar çok hayvanın canına kıydığını bile bilmez! Müslümanların çoğu henüz cehalet dönemini yaşıyor:gözü dönen, ağzında salyalarla nârâlar atan Islamistlerin Ramazan bayramında yaptıklarına bir bakalım: Ilımlı İslamist diye ortaya sürülen post modern Osmanlıcı, devşirme sömürge valilerinin himayesinde sağ ve soldan toplatılan Akıncı ve Mücahitlerden oluşturulan, Batı ve petro-dolar Şeyhleri tarafından para, silah ve en modern komünikasyon araçlarıyla donatılan Özgür Suriye Ordusu ramazan da El Babe kasabasında Postahane’yi basarak görevlileri teslim alıyor, yüksek bir binanın üstüne çıkararak islam adetlerine göre başlarını keserek infaz ediyor ve aşağıda toplanan kalabağın Tekbir ve Allahuekber nidaları eşliğinde teker teker aşağı atıyorlar. Kalabalık çılgınca kendinden geçiyor.
Bu vahşeti yapanlar, bu barbarlığa imza atanlar, kendilerine aynen AKP liler gibi ılımlı müslüman diye lanse ediyorlar. Tayip Erdoğan, Esad’ın bombalamalarına karşı cihad açarken, Türkiyede ki köy bombalamalarından da kendisinin sorumlu olduğunu es geçiyor! Halkı kurban koyun gören R. T. Erdoğan, göz göre göre kitlesel yerlere bomba koyan MİT elemanlarından haberi yokmuş gibi davranıyor, ama kendi kişisel çıkarı için ‘ …. Hakan Fidan’ı yedirtmem’, derken sanki hayvanat bahçesindeymiş gibi bir tavır takınıyor! MİT tarafından İstanbul alanında öldürülen masum insan sayıs az değil. Bunlardan tabii ki başbakan sorumlu. Almanya’da döner cinayetlerinde gizli servise bağlı bir muhbir var diye içişleri bakanlığı nerdeyse tümden değişti. Gizli sevisin başı hemen istifa etti. Sanki bir hayvanı diğerine karşı koruyormuş gibi konuşan TC başbakanı ise, bu tavırla, 75 milyonun hayvanat bahçesi müdürü imiş gibi davranıyor. Çete yöneten eşkiyalar gibi, ‘ulan onu ben sana yedirmem….’, diyen kabadayılardan başbakan olunduğu bir ülkede, ekranlara, çocukları öldürülmüş kadınları getirerek kendilerini maskeleyen, ipleri başkalarının elinde olan, bakan ve diğer yöneticilerden istifa beklemek abes olacaktır.. Cephanelik patladı çok ölü ve yaralı var, ama hiç bir bakan istifa etmiyor, nerdeyse bütün suç bir kaç çavuşa yüklenecek. İsviçre’de olsaydı savunma bakanı ve bir kaç general hemen istifa ederdi. Şimdi R. T Erdoğan Müslümanların liderliğine oynuyor, peki dünyanın en kötü diktatörlüğü olan Suudi Arabistan ne olacak? Suudiler Bahreyn deki göstericileri bombaladıkları zaman neredeydi AKP nin ılımlı demokrat Müslümanları? Kendi halkını bombalayan imamın ordusu bu eşkiyaları eğitmeye örgütlemeye hız veriyor. Belli ki Suudilerce pompalanan dolarlar takkiye yapan binlerce Türk subayını, Erdoğan’ın milisleri haline getirdi. Yeniçeri ağası kazan kaldırmıyor, kahraman mehmetçik şimdi de akıncı mücahit oldu! Katiller de oruçlu, katledilenler de.

Şimdi aynı katiller sürüsü Kurban bayramı naraları atıyorlar: bu kitlesel kasaplık büyük kentlerde m.ö 3 000 yıllarına benzemiyor, görüntüler eski çağlardan daha geri gidiyor. 5 000 sene önceleri, insanlar bu adak olayını gayet terbiyelice yapıyorlardı. Şimdi ise öyle sahneler TV ekranlarında yansıyor ki şaşmamak mümkün değil, sokaklarda akan kanlar, kaçan danalar, koçlar ve kendini yaralayan bir sürü acemi kasap binlerce yıl öncesinden de geriye gidiyor.
Hele elde satır, bıçak, özellikle çocukların psikolojisini bozan görüntüler uzmanların görüşüne göre de hiç de iç açıcı ve olumlu değil. Bu tür sahneleri küçük yaştan beri kutsallık diye algılayan küçük çocuklar birer ruh hastası olarak büyüyor ve sonradan işkence yapan, kafa kesen birer cani olup çıkıyorlar. Türkiyede ki çete kültürü, gençlerin çoğunluğunun mafia hayranlığından kopamaması, canlı katletmeye duyulan hayranlığın dünya geneline göre yüksek oluşunda bu faktör önemli bir rol oynamaktadır.

Cahil kitle, okulları da tatil ederek bayram kutlama adına, bilinçlice tüm çocukları bu kasaplık ortamına zorla getiriyor ve onları yüzlerine kanlar fışkırtıyor. AKP yönetimince daha da uzatılan bu vahşet bayramı, zavallı çocukların beyinlerinin yıkanması için daha büyük bir fırsat oluyor. Hayvanı keserken ona gel bak deden koyunu kesecek şimdi büyünce sende kesicen denilerek çocukların kasap ruhlu yetişmelerinin temelleri atılıyor. O kadar mı bu etki hep sürecek yaşamlarında. Onlar büyünce kendilerini baş kesen birer malkoçoğlu, yeniçeri, Avrupayı fethedecek akıncılar olarak görecek ve masum insanların canlarına da acımasızca kıyacaklardır.

Milyonlarca hayvanı bir kaç gün içinde vahşice yokeden, tüm bir kültürü, türban, çarşaf, yüksek cami minaresi, namaz, ramazan, sünnet ve ‘kurban kesme’ ile betonlaştıran Türkiye’deki post modern Türk İslam sentezi, özünde bir kültürsüzleşme, bir sanatsızlaşma, bir felsefesizleşme/fikirsizleşme, vasatlaşma (ve odunlaşma!) demektir. Kasaplık bayramının 6 güne uzatılması, her kişiye bir imam sloganın atılması, geleceğin karanlıklarını şimdiden haber veriyor. Her evin etrafi cami ile doluyor, imamlar ordusunun devasa propogandası altında kalan yeni nesiller birer ruh hastası olarak büyüyor. Tekbir ve Allahuekber nidaları her geçen gün artan cami sayısı nedeniyle çekilemez hale geliyor. Piskolojik işkence derecesini alan imam haykırışları sistemsiz olarak birbirine karışıyor ve sanki Anadolu yeni işgal edilmiş de kafirlerlerin Müslümanlaştırılması yeni başlamış intibasını veriyor. Arapça ezan okuma adına diğer insanları anormal derecede rahatsız eden imam_hacı hoca takımında birazcık aile terbiyesi olsaydı, bu yaptıklarının inanç ve tanrı ile bir alakasının olmadığını, sadece petrol şehlerinin yayılmacı hedefleri için piskolojik savaşa katkıda bulunduklarını itiraf edip, ibadetlerini terbiyelice ve kimseyi rahatsız etmeden yaparlardı. Bu memleketin hepsi kökten Müslüman olmuşsa bu kadar velveleye ne gerek var? İşte Müslümanların kendilerini büyük zarar verdikleri noktalardan biride budur. Bu kadar gürültü va patırdının tanrı ile alakası nedir? Minarelerden bir anda fışkıran binlerce Arapça haykırış, sistemli komünükasyon yapan hayvan hortlamaları derecesinde bile değildir, bu galeyancı hortlama o mahallede oturan bütün insanlara karşı en büyük saygısızlıktır. Türkiye’nin siyasi haritasında, bir moloch (çürümüş dev) olan ve sadece rant ve cihad (savaş) ile ayakta durabilen AKP, eski göçebe kültürünü İslam’a entegre etmeye hız veriyor. AKP İslamiyeti hoşgörüsüz, lanet, kötücül, dogmatik ve siyasi birşey olarak uygulamada Osmanlı kafasını örnek almaya devam ediyor. Anadolu insanlarının ruhunun/kültürünün/uygarlığının Kur’an kursuna indirgenmesi, kadınların çamaşırlarına, din-ahlak adına, sağlığı bozacak derecede müdahale edilmesi, tek tip islamist insan tipinin hortlatılması, kültür fakümü yaratmaktan başka bir şey değildir. Boşluğun bu kadarı klinik bir vak’adır ve bu çevrenin kültürel boşluğunun neden uzaydan daha boş olduğuyla da kimse cidden ilgilenmemiştir…

 

Kurban Bayramına hayır! 

 

”Kurban bayramı”, toplumları şiddete yöneltmektedir. Öldürmeye, kesmeye, kan akıtmaya vicdanı rahatlıkla elveren insanlar, öldürmeyi kanıksamış insanlar, savaşların terörün, cinayetlerin de başlıca sorumluları oluyorlar. Kasaplar bayraminda hayvanları boğazlayanlar, ölümü öldürmeyi kanıksamış insanlar başka insanları da rahatlıkla öldürebiliyor. Ölüdürmenin, can almanın, kan akıtmanın, işkencenin, normal ve olağan sıradan bir şeymiş gibi gösterilmesine karşı çıkıyoruz.
Bir canlıyı öldürüp, parçalamaya alıştırılmış bir çocuğun, gelecekte kendi türünün de katili olabileceği şüphesizdir. Vahşeti durdurmak, kanlı insan tarihinden miras kalmış alışkanlıklarımızdan vazgeçmek, içinde yaşadığımız doğaya ve canlılarına birer düşman olarak bakmamak, doğanın efendisi değil bir parçası olduğumuzu kabul etmek varoluşumuzun devamı için elzem bir zorunluluktur.

 

Ucunda cahillerin, hışmına uğrayıp “din adına kurban edilmekte” olsa, doğru bildiği, bulduğunu söylemek her insanın hakkı ve bir insanlık görevidir. Biz birimize bir adakta bulunuyorsak, bilgi yolumuz, sevgi dinimiz, bilim ve sevgi ile ilgili her türlü adakta bulunalım. En büyük hayır kişinin kazancına göre vergi vermesidir. Bunun dışında açık yapılan her hayır, sadaka vs. aslında gösteriş içindir ve onur kırıcıdır. Sen fakirsin, ben sana yardım edeyim, açsın al karnını doyur demekten, insanları dilencileştirmekten daha büyük insan onurunu kırıcı bir şey olamaz. Devletin beş bakanlığın bütçesinden büyük bütçesi olan Diyaneti varmış. Onun yerine bir Bilim-Sevgi bakanlığı olsa dinli, dinsiz herkes o devlete Kurban olurdu.

Her yıl milyonlarca hayvan akıl almaz yöntemlerle öldürülmektedir. Kurban bayramı geldi diye, eline bıçak alan kelle götürüyor. En kötüsü bu anlayış yaşamın her alanına yayılıyor. Türkiye yeni bir ekolojik facianın eşiğinde: bir zamanlar hayvancılık alanında bölgenin lideri olan ülke, şimdi komşu ülkelerden tüketilecek hayvan ithal etmeye başladı.  Bu yetmiyormuş gibi bunun dışında her vesilede ormanlar yakılıyor, bombalanıyor ve hayvancılık yapan köylüler vatanlarından sökülerek tabiatın önemli bir denge faktörü de böylece ‘kurban’ ediliyor. Yazık değimli bu boşa dökülen kana, insanların emeğine!

Kurban ve bayram sözcüklerinin yanayana kullanılması bile şizofrenik bir durum. Yasklaşık 5 000 yıl önce başladı diye sonsuza kadar bunu yapacak değiliz, medeniyetimiz artık bu vahşeti kaldıramayacak kadar ilerledi. “Kurban kesme” eylemi, İslam Dini’nin doğuşundan çok önceki çağlara kadar uzanır. Çok eski tabiat dinleri ile Mezopotamya, Anadolu, Mısır dinlerinde yılın belli aylarında dinî törenlerle kurban sunma, bayram yapma geleneği vardır. Kurban diye can almak daha sonraları islamın da temel bir faktörü olmuştur. İnsanların uydurduğu çeşitli sapkın inanç ve kültlerde tapındıkları için kestikleri hayvanlara “kurban” demişlerdir. Böyle inançlara sahip insanlar, eski çağlarda din için hayvanların yanı sıra insanları, çocukları da kurban etmişlerdir. Günümüzde ise; bâzı iptidaî kabilelerde aynı vahşet ve çılgınlığa rastlanmaktadır. Müslümanlar ise bu çılgınlığı en yüksek dereceye vardırmışlardır. Zaten İslam insanlık tarihinin ne kadar kötü alışkanlıkları varsa onların ultime bir sentezinden başka bir şey değildir.

Müslümanlar, dinlerinin insanları nasıl işkenceci tipi sapık, kaba, seksist, küfürbaz, parazit haline getirdiğini anlayıp bununla hesaplaşmak zorundadırlar.

Eski çağlarda yeryüzünde bu kadar insan yoktu, dolayısıyla öldürülen hayvanlar da göreceli olarak azdı. Hitit, Grek, Roma, Pers, Sumer ve Troye dönemlerinde, tanrılara adak adına, yılda kesilen hayvan sayısı bir kaç bini geçmiyordu. Ama şimdilerde, kurban bayramının daha ilk gününde milyonlarca hayvan katledilmektedir. 2011 yılının ilk 3 günlük kasaplık eyleminde kesilen toplam hayvan sayısı 174 milyon ve bu sadece sayılanı,birde dağda taşta kesilip de sayılmayan milyonlar var. Bu yaşananlardan rahatsız olmak için vejetaryen olmanız şart değil. Ufacık çocukların alınlarına birer kan damlası kondurularak bu vahşetin kutsanmasından rahatsız olmayanlar başı dönmüş cellatlardır.

 
Kanlı bayram tutmuyoruz.

 

 

Sevgi ve Saygılarla

 

 

Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

 

 

Esin Duran, N. Gök,

Sezer Aşkın,

Melahat Baykara,

Uğur Demir

Bedri Engin,

Selma Altuntaş,

Filiz Serin,

Vedat Koçak,

Salih Birdal,

Mustafa Gur,

Hasan Zafer

Bahar Ünsal

Osman Bahar

Ayse bahar

Metin Maslak

H. Maslak

Dilek Solak

zeynep içkaya

Sevda maslak

Sercan Gezmiş

İpek Doğan

Nazım Doğan

Murat Doğan

esin erkan

Beyhan erdem

n. erdem

İsmail Deniz

Ayten BARAK

Ugur Birdal

Ahmet Tan

Yıldırım Kongar

Selma Kongar

Birol Aytekin

Hatice Gül

Ibrahim Erkin

Kemal erdem

Rıza Akdemir

Mehmet Coskun

Hüseyin demir

fethi killi

Yeliz Ender

Mustafa Ender

Ugur Basak   

Kemal Dektaş

Ayten Ilkdal

Nuri Aktanır

Metin Koc

Sevgi Ender

Burcu Kanter

Aysel kanter

Erol kanter

Layla SOLGUN

Orkun Keskin

T. Vural

Oğuz şen

Nur  Şen

Ismail çaykara

 


http://www.facebook.com/entegrasyon.komitesi

 


 

Hatice Kizilyildiz
19:15

 KURBAN BAYRAMI? İnsan olan insanın eğer birazcık vicdanı sızlıyorsa, şöyle bir oturup düşünür. Bu ne biçim bir kurban bayramı diye. Bu canlılara işkence ederek , her tarafı hemde çocukların gözleri önünde kan gölüne çevirerek bayram olurmu diye? Bu canlılar ister insan olsun isterse hayvan. Allah’a bu şekilde sevap işlemek ,? gerçekten insan olan ıinsanın dimağı duruyor bu ne biçim bir sevap? Vahşice eziyet ederek allahın gözüne girmeye çalışmak . 21. asırda bu ne biçim bir zihniyet? Millet aya çıkmış ayda izin yaparken bizim kendilerine müslüman diyenlerin orta doğudaki yaşamları yürekler acısı.Adam gırtlağına kadar borç içinde ama haca gidiyor binlerce euro’yu borç alıp arabın fakiri olsa yüreğim yanmayacak şıhlarına yediriyorlar. Kendi çevresindeki aç. susuz okula giden binlerce çocukları görmemezlikten gelerek.Eğer bu çocuklara yardım etseler kimse görmüyecek ama bu şekilde bazılarıda iki kuşu birden vuruyor. 1. hacdan çok güzel karlarla dönüp bire aldığını ikiye satıyor, ikincisi ise, hacı emmim yalan söylemez oluyor, ikiye aldığını dörde satıyor. İşte size kar dostlar. Bunca karlar dururken fakir onun neyine? Bizim borç alıp gidense eller bana hacı desin diye işte o da hapı yutuyor! Olanda işte bu zavallıya oluyor. Nerde ise bir sene hacı borcu ödüyor faiziyle. .Hiç kimsenin dini inancına saygısızlık yapmak değil maksatım ama yapılan bir kıyımada sessiz kalmak beni rahatsız ettiği için bu katliama ve ilkelliğe şiddetle karşı olduğumuda söylemek istiyorum. Yazık o savunmasız canlılara.
Artık bu katliama sessiz kalmayalım. Hayvan hakları savunucuları çekinmeden sesini yükseltmeli. Çoğunluk inanıyor diye sessiz kalmak ve ya pasif davranmak bu katliama ortak olmak demektir!!!


 

 

http://www.facebook.com/entegrasyon.komitesi

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: